Atlantic Rally for Cruise-2012

25 Şubat, 2013, Yorumlar

7 Seas Sailing School Takımı ile Atlantik Geçişimiz
Tarih: Aralık 18, 2012

ARC(Atlantic Rally for Cruisers) 2012 ‘de yaşadıklarımız

Atlantik Yarış Startı

25 Kasım tarihinde başlaması gereken yarış, tarihinde ikinci defa kuvvetli rüzgar sebebiyle katılımcıların güvenliği dolayısıyla 27 Kasım 2012 tarihine alındı.

Salı günü yarış yine 22 knot kuvvetinde esen,hamlesi 27 knotı bulan kuzey-kuzey doğulu rüzgarla start aldık.

Teknemiz 10 knot hızla uzun soluklu bu yarışa hızlı başladı.

Akşam üstü artık yaklaşık 18 gün geçmesini öngörduğumuz Atlantik geçişinde teknedeki normal hayata döndük.

Role cetveli,Vardiya tablosu ,bulaşık sırası ….bundan sonra hayat bunlar üzerine kurulacaktı.

Rüzgarların kuvvetli olması sebebiyle önce kuzey rotasını takip ettik ve yavaş yavaş güneye doğru inmeye çalıştık.Genelde 240-260 derece arası Güneybatı rotasını takip ederek Orta Geçiş Rotasına ulaştık.Rüzgar ilk hafta Kuzey doğu yönünde ortalama 25 knot kuvvetinde esti.Barometremiz 1017-1019 mbar,deniz suyu 25 derece civarında ve dalga yüksekliği 5-6 metre gösteriyordu.

Logbookumuzu her gün belli saatlerde mevkimizi,rotamizi,deniz ve hava durumunu not ediyor ve atmosterdeki değişimi yakından takip ediyorduk.Ekibimiz artık vardiyalarına alışmış ve birbirlerine kaynaşmış görünüyordu.

İlk birkaç gün vücutların teknenin içindeki salınıma alışması,midelerin de rahatlamasıyla daha keyifli yemekler yenerek, daha rahat yaşamaya başlanmıştı.

Hergün atılan otlamıza balıklar geliyor,bazen alıp yiyiyor,bazen kaçırıyor bazen de yakalayıp,denize tekrar salıveriyorduk.

Denizde yaşayan tüm canlılar bizim günümüzü eğlenceli yapıyordu.

Yunusların etrafımızı sarmasıyla herkes tekne içinde koşuşturma içinde kameralar,fotograf makinaları…Onlarca yunus etrafımızda biri atlıyor,diğeri teknenin altında geçiyor,bir diğeri suya dalarken yandan bize bakarmış gibi yan yan yüzüyor.Atlantikte ki harika anlar….

Cephenin etkisine giriyoruz

Güneye indikçe deniz suyu sıcaklığı 28 derecelere yaklaşmaya başlıyordu.Denizin henüz soğumaması pekte iyi değildi.Biliyorsunuz Atlantik’te kasırga sezonu 1Haziran-30 Kasım arasıdır.Ancak bu diğer zamanlarda olmayacak demek değildi.

Deniz suyu sıcaklığı buharlaşmanın yoğun olmasına sebep olacağı için takıp edilmesi gereken önemli bir elemandır.Zira kasırgaların oluşması için gereken faktörlerden biri de deniz suyu sıcaklığının yüksek olmasıdır.

Hergün düzenli olarak uydudan aldığımız hava raporlarını takip ediyor,ARC organizasyonundan gelen haberleri okuyorduk.Bumbasını kıranlar,Cape Verde adasının açıklarında dümen palası kırıldığı için yola devam edemeyip,rüzgar ve dalgaya karşı çekilerek geri götürülenler….Havanın kuvvetli esmesi kimi tekneler için sorun oluşturmuştu.

Aralık 5 tarihinde hava raporlarına baktığımızda biraz kuzeyimizde bulunan Alçak Basınç içindeki cephe sistemlerine gireceğimizi anlamıştık.Teknede meteoroloji derslerinde anlattığımız soğuk ve sıcak cephenin bir Alçak Basınç içinde nasıl karşılaşarak hava olayları meydana getirdiğini,barometre,sıcaklık değerlerinin etkilenmesini anlatmıştık.Bu sanki bir similasyon gibi okuduklarımızın tek tek aynısını yaşamaya başladık.Bulunduğumuz yerdeki bulutlanma,sıcaklığın artışı,barometrenin düşüşü,rüzgarın kuzeybatıya drift etmesi ,bütün veriler teknemizin sıcak cephe önünde olduğunu gösteriyordu.

Rotasının Kuzeydoğu olduğunu öngördüğümüz bu sistemin içinden çıkabilmek için rotamızı biraz daha güneye doğru çevirip,güneybatılı istikamette ilerledik.Stratus bulutları,başlayan yağmur darken sıcak cephenin arkasındaydık.Önemli olan Soğuk cepheden kaçabilmekti.Tüm gece bulutları izleyip,barometre,sıcaklık ölçümleri yaparak geçiriyorduk.Sonunda Sevgili Meteroloji Hocam Gökhan Abur’un deyişiyle başbelası Cb bulutları ile kaplı,şimşekler çaka çaka yavaş yavaş ilerleyen sağnak hattının eteğinden geçerek, gerimize bırakarak atlatmış olduk.Film sahnesi gibi bu hava olayının her detayının ekibimizde yaşayarak görmüş oldu.

Aman öğün atlamayalım

Artık yine kuvvetli kuzeyli rüzgarlarla yolumuza devam ediyorduk.Dalga zaman zaman 2 metre civarına düşünce teknedeki konforumuz biraz daha artıyordu.

Teknemizde olmazsa olmaz en önemli aktivitemiz yemek yemek olmuştu.

Ben teknedeki tek kadın olarak,mutfak işlerini üzerime aldım.Yemek yemek benim için çok önemli olduğundan ve sadece karın doyurmak için olmadığından dolayı,öğünlerimiz keyif sofralarına dönüşüyordu.Hergün taze yaptığım yogurt,pişen sıcacık ekmeklerle geçiş çok daha keyifli hal alıyordu.

Balinalar etrafımızı sarıyor

Etrafımızda yunuslara alışmıştık ancak orkalara değil!!

Birgün arkadaşarımızın ‘’orka,orka ‘’ demesiyle hepimiz yine heyecanlanmıştık.Etrafımızda balina grubu dolaşıyordu.Dolaşıyordu derken sanki yunuslar gibi bizimle yarış yapıp,eğleniyorlardı.Bunlarda yan yan karınlarındaki koca beyaz bölümü bize göstere göstere teknenin kıçından hemen altımıza giriyor,kaybolup tekrar geliyorlardı.Balina olduklarını bilmesek çok eğlenceli ancak şakası yok bunların hepsi balina idi.

Herkes yine tam teşekküllü makina donanımı ile bu anları ölümsüzleştirmeye çalışırken ben herkesi sağından solundan tutup,içeri çekmeye çalışıyordum.

Balinaların gözden kaybolması ile derin bir rahatlama duyduktan sonra eğlencesine ancak varabildim.

Dediğim gibi okyanusun gündüzünde genelde herkes uyanık oluyor ve hergün balıklar,yunuslar,balinalar,uçan balıklar,kuşlar derken vakit çabuk geçiyor.

Gece ise; arkadan gelen bulutların takibi,bulut geçişlerinde rüzgar artmadan yelkenlerin küçültülmesi,ara ara yağan yağmur, insanın gözlerini meşgul eden gökyüzünü kaplayan binlerce yıldız,kayan yıldızların takibini yaparak sonsuz karanlıkta başka bir teknenin ışığını görme heyecanıyla geçiyor.

Geçen alçak basıncın ardından oluşan yanık bölgeyi bir günde ara ara motor yaparak geçtikten sonra bizi Karayip Denizi’ne götürecek Ticaret rüzgarlarımıza yine kavuştuk.

Cenovamızın güngörmez yakasında oluşan söküğü de rüzgarların hafiflediği arada tamir etme imkanını bulmuştuk.

Kutlama zamanı:Son 1000 mil

Yola çıktığımızdan beri kutlama yapmak için sebep arıyorduk.Artık gerçek kutlamadan bir önce son 1000 mil kutlaması için şampanyamızı yoğutmaya başladık.Chartplotter ekranında 1000 mil okuduğumuzda kutlamalarımız başladı,artık herşey daha hızlı ilerliyordu sanki.

Artık ara ara teknelerle karşılaşıyor,telsizle konuşuyor ve yanyana gelip,karşılıklı fotograflarımızı çekiyor ve karada foto alışverişi için sözleşiyorduk.

Artık sona yaklaşmanın heyecanı içindeydik.Rüzgar aralıksız esmeye,dalgalar büyük büyük arkamızda yükselmeye devam ediyordu.Varmamıza bir gece kala gece vardiyesinde gelen kuvvetli sağnakta devrede olan otopilotumuzun zorlanmasıyla,otopilotumuz artık çalışmaz oldu.Son gün sürekli dümen tutarak St.Lucia adasına doğru iyice yaklaştık.

Yola çıktığımız ilk gün herkesin ‘’Varış Günü Tahmini Yarışını ‘’arkadaşımız Can kazanmıştı.Ödül olarak ona ilk gece yemeğini ısmarlayacaktık.

Atlantik’te gerçekleşen hayaller

Ekber’de karayı ilk gören oldu.O ise ödülü olan rotamızı pilotladığımız Atlantık geçiş haritamızı ,hiç yelken tecrübesi olmadan sadece 8 yıl evvel dünyaya gelen sevgili kızının sakladığı göbek bağını Atlanik’in tam ortasında atma hayalini gerçekleştirmek üzere gelen Murat’a hediye etti.

Artık son güne gelmiştik.Karşımızda Piton dağları ,sancağımızda Martinique adası…

Telsizle ARC hakem teknesiyle konuşmaya başlamıştık.Yarım saat sonra finish hattına geliyoruz diye haber verdik.

Tüm yol boyunca neredeyse hiç bize balon açmamıza izin vermeyen rüzgar sanki son gününüzün tadını çıkarın der gibi kolayımıza esiyor ve tam asimetrik zamanı dedirtiyordu.Bizde son gün enerjimizle balon hazırlılarını acilen yapıp, siklemen pembeli asimetrik balonumuzu açtık.Daha önceden biliyorduk ki bizi finish hattının yakınlarında profesyonel fotografçı da bekliyordu.

Artık show zamanıydı.

Varış heyecanımız

Pigent Island’ı bordalayınca bize hızla yaklaşan şişme botun içinde fotografıyı gördük.Ekber yarış günlerine geri dönmüştü.Ana yelken,balon trim ve dümen …

Öyle çalışıyorduk ki sanki saniyelerin önemi vardı!!

Fotografçı da zevkten basıyordu deklanşöre.Bizim ekip bir başta,bir kıçta pozlar veriyor,varışın ilk anlarının tadını doyasıya çıkarıyorlardı.

Bu heyecan içinde balonu indirelim,cenovayı açalım,finish hattına geldikkk ve hakem düdüğüyle 17 gün süren Atlantik serüvenimizin sonuna gelmiş olduk.Kendi grubumuzda olan 18 tekne arasından 8.sırada giriş yapmıştık.

Telsizde ARC organizasyonu bize marinadaki yerimizi bildiriyor.

Ben de heyecanla ‘’ ARC Berthing,ARC Berthing,ARC Berthing…This is Soulmate.We are coming in 2 minutes’’ diyorum.

Onlarda ‘’Soulmate ,we are waiting for you ’’ dediler.

Evet işte günlerce süren yorucu,bazen monoton,bazen heyecan dolu ,uykusuz,uzun soluklu bu mücadele tam da bu an için defalarca yapılırdı.

Teknemiz pantone yanaşıyor,daha önce gelen tekneler ellerinde düdükleri çalarak bizim gelişimizi kutluyor.ARC ekibi pantonda palamar halatlarımızı almak için bekliyor.Güneş pırıl pırıl,bize ikram için hazırlanmış buz gibi rumpunch kokteyler bizi bekliyor.Karşılama ekibinin vazgeçilmezi ‘’SteelBand Man’’ Karayip kıvrak müzikleri ile bize müzik yapıyor.

Karaya ilk atılan adım.Sanki zor yürüyecekmiş gibi gelirken birde bakıyoruz ki hepimiz müziğin eşliğinde dansa bile başlamışız.

Her anı ile yine unutulmaz olan Atlantik geçişimiz bizim için sona ermişti ancak St.Lucia Adasında eğlence ve davetler ARC katılanları için hala devam ediyordu.

Atlantik Geçişi – ARC 2012-
Tarih: Kasım 25, 2012
Yazı yazmaya ne kadar ara verdiğimizi blogtaki Amalfi limonlarını görünce farkettim.Öncelikle sizlerden bu ara için özür diliyorum.

Denizde teknenin işleri,uzun seyirler derken yapılacaklar listesi hep kabarık.Kafayı toplayıp,sakince yazı yazabilmek oldukça zor!

Akdeniz’i gerimizde bıraktıktan sonra zorlu bir yolculukla Kanarya Adalarına varıldı.Varildi diyorum çünkü ben babam çok ağır hasta olduğu için acil İstanbul’a uçmuş,Ekber de yanında 3 yeni yelken meraklisi öğrenciyle tekneyi Cebelitarik ve oradan Las Palmas de Gran Canaria’ya kuvvetli rüzgar ve yüksek dalgalar eşliğinde çok rahatsız seyirle vardılar.

İsanbul’dan beraber uçtuğumuz yelken meraklısı yeni dostlarımızla Tenerife ve Las Palmas adalarını hem denizden hem de karadan gezdik.

Marmaris’ten yola çıkarken zaten uzun yol için hazırladığımız teknemizin son kalan eksikliklerini de tüm Kasım ayında tamamladık.

25 Kasım Pazar günü başlayacak olan ARC 2012 için gelecek olan ekibimiz yavaş yavaş bize katılmaya başladılar.Kasım ayının 9′undan itibaren ARC’nin her gece ”Sun downer” partileri,özel davetleri,kıyafet balosu derken geceler renkli ve dolu, gündüzleride faydalı seminerleri derken günler dopdolu geçti.Teknenin teknik hazırlıkları tamamlandı ve son iş 3 haftalık alışveriş listesini hazırlayıp,bunları alıp,tekneye yerleştirmek kaldı.Artık tüm ekibimiz tamamlanmış ve birbirimize yaklaşmaya başlamıştık.

Bu sene ARC 2012′ye katılan 25 farklı ulus ve 238 tane tekne var.Biz tek Türk bayraklı tekne ve tek Türk ekip olduk.Ne kadar denizden uzak bir toplumuz, denizlere bu kadar yakınken! Büyürken tekne,deniz hep uzak bizlere,hep pahalı damgası yemiş yelkencilik,denizcilik.Gelin görün ki buralar onlarca cıvıl cıvıl çocuk dolu.Kimi minicik teknelerinde kurulu hamakta geçicek Atlantik’i,kimi teknelerine uydurulmuş hoppala da geçicek….Küçücük yaşlarında büyük insanların bile cesaret edemedikleri tecrübeyi yaşıyacaklar,çoğu belki hatırlamayacak bile.Peki bu miniklerin,gençlerin aileleri..İşte esas beni kendilerine hayran bırakan kişiler onlar.İki puset,bir çocuk bisikleti,tekne tıka basa dolu ancak onların keyifleri harika tam bir denizci aile…

27 Kasım Salı saat 13.00′da start veriyoruz.Aralık ayında Karayip Denizi St.Lucia adasında sonlanacak Atlantik geçişimiz için rüzgarımızın kolayına olmasını dileriz.

Karayiplerde tekrar görüşmek üzere,

Sevgilerimizle

Fransa-Bodrum-Tekne transfer öyküsü-2011 Temmuz

26 Mart, 2012, 4 Yorum

MERMAiDS İLE BULUŞMAMIZ

Fransa – Canet  2011, Temmuz ilk hafta

Aklımızda pek çok güzel sebeple, sıcacık bir Temmuz sabahı İstanbul’dan İspanya’ya doğru yola çıktık. Gökyüzünün parlak maviliğinde rotamızda gülümseyen pamuk bulutlar var. O bulutların içleri boştu ama benim kafamdaki balonların (bulutların) içleri dolu dolu.

Pek çok kişinin aksine ailece böylesine uzun ve kesintisiz bir tatili neden değerlendirmeyelim demiştik. Su an uçakta 2 küçük kızım uyuyor, Biz ise tekne transfer öykümüzün ilk sayfasındayız.

8 Temmuz

Uçuş sonrası Barcelona havalimanından arabamızı kiraladık ve Canet yolundayız.

Canet İspanya sınırına komsu bir Fransız kasabası. Benetau’nun burada da bir tekne teslim yeri var. Fabrikadan sonra teknemiz bir haftadır burada. Son kontrolleri yapılarak denize indirilecek. İste o hafta bizde olmalıyız. Bizimde seyirle ilgili hazırlıkları tamamlamamız gerekiyor. Bildiğiniz gibi teknelerin deniz aşırı teslim seyirlerinde genelde yabancı kaptanlar tercih sebebi. Biz ise ailece bunu bizzat yasamak istedik. Yani kendin pişir kendin ye.

Birinci amacımız yeni aldığımız Beneteau 5o fett”lik teknemizi Fransa’nin Canet-en-Roussillon kasabasından tüm kontrolleri bitmiş halde teslim almaktı.

Ne türden olursa olsun deniz üstünde “ Güvenlik ‘’ kelimesi önemlidir. İste ikinci amacımız önümüzdeki 1500 mil içinde denizle saka olmayacağı gerçeği ile seyir kurallarından odun vermemekti.

Yeni kızımızı, Akdeniz ve Ion denizinden Ege’ye evimize getirirken güvenli bir seyir içinde unutamayacağımız bir tatili hayal ettik.

Kızlarımızın biri 21 aylık, diğeri 3,5 yaşındaydı. Onlar dünya’ya geldikten 45 gün sonra tekne ve denizle tanışmıştı. Yani yeni duruma yabancı değildik.

Ve Üçüncü kızımız da 15.10 m boyunda fiberglass bir fıstık, adini “Mermaids” koyduk. Denize sevdalı 3 kadın mürettebatın teknesine uygun bir isim bulduk.

27 Şubat, 2012, 1 Yorum